Sence?: Terazi’de Dolunay – 28 Mart 2021

Koç dönemine girmemizle bedenen, zihnen ve ruhsal olarak hızlandığımızı hissetmiş olabiliriz. Dış dünyaya dönüğüz, kendi isteklerimize odaklıyız, dürtüseliz, ben deme zamanındayız.

Geçtiğimiz hafta bu ‘ateşli’ hal sevgi ve ilişkilerimiz üstünden benliğimize yansıdı. Ya da yaratıcılığımız, değer biçme şeklimizle ben dedik. Ben böyle severim, ben yaratırım, böyle değerliyim demeye cüret ettik, bu şekilde parladık, belki biraz da ‘yaktık/yandık’. Bunu sözlere döktük, döküyoruz. Belki o söze dökme halinde biraz ipin ucu kaçıyor. Mesela çok konuşuyoruz, çok bilmek, çok sormak istiyoruz, bir dolu bilgiden bilgiye, yönden yöne akıyoruz. Aslında yön bu ne zamandır. Yeniden, sanki sıfırdan öğrenirmiş gibi soru sormak, merak etmek. Ama burada o mu bu mu, öyle mi böyle mi derken kafalar da karışıyor. Çünkü düşüncelerimiz duygusal boyutta ve hayallerin etkisinde. Yön duygumuz sislenerek çalkalanmalardan rasyonel bir sonuca varamıyor.

Hem sisli bir zihin, hem kendine odaklı bir sevme ve olma hali, hem de çok konuşup sorma dinamiği derken şimdi, 28 Mart Pazar gece 21.48’te gerçekleşecek Dolunay fazında karşımızdakine dönüp bir denge kurmak, eşitliği sağlamak, ötekini kaale alma vurgusu geliyor. Sever, merak eder, ilişkilerimizde ben derken ötekinin suretinde kendimizin yansımasını anlıyoruz. Bunun için karşımıza dönüp bakmanın ve ‘sen ne diyorsun?’ diye sormanın zamanındayız. İçsel olarak bizi bu ateşli, akışkan, değişken dinamikte dengeleyecek olan bu. Sence?

Geçmişin yaraları ve gömülü öfkelerine dair bazı yansımaları farkediyoruz belki. Bu izlerin farkındalığıyla şimdinin ilişki, sevgi ve değerlerindeki iyileştiriciliği görüyoruz. Geçmişin yaralılığı şimdide diğeriyle ilişkimizdeki denk olma halini sağaltma potansiyelini taşıyor. Ateş, cesaret, atılım dönemin dinamiği ve yakıtıyken diğerine önceliği vererek birlikte düşünmenin, birbirini kaale almanın zarafeti, güzelliği, yumuşatıcılığıyla duygusal serinliğe ve mantığa ulaşmaya bakıyoruz.

Öte yandan beklenmedik, sürprizli bazı kopuşlar diğeriyle dengelememize dair bir ayar yapmanın da gerekli olduğunu gösteriyor. Bu fiziksel, duygusal, ruhsal olarak sağlığımızı etkileyebilir. Belki karşımızdakine ‘sence?’ diye sorarken birbirimizi birbirimizin aynasında görerek sonlanmanın sağlıklı olduğunu anlıyoruz. Dolunay bu, Güneş’in ışığını tastamam alıp bize bembeyaz yansıtırken her şeyi gün yüzü gibi anlamanın içsel çekişmesini hissediyoruz.

Gökteki vurgu hareket ve düşünce ekseninde yoğunken, harita temasının yüzeyde görünenin altına bakmaya çağırdığının, derinlerdekini ifade etmenin sağlıklandıracağının altını da çizelim.

Sabianlar 8 derece Terazi’de gerçekleşen bu Dolunay için ne demişler bakalım.

Üç yaşlı hoca bir sanat galerisinde özel bir odada takılıyorlar

Burada iletişim normalde olduğundan oldukça farklı bir şekilde deneyimlenir. Belki hiç konuşulmadan ifade edilenler ve sübtil mesaj verenler kalıcı, değerli olanlardır. Sanatın, kültürel mirasımızın ve bunların önemini anlamanın derinliklerine girmek kişinin zihnini açar ve hayata dair farkındalıklar, uyanışlar getirir. Bu sembol başkalarıyla soyut kavramlar üstüne yüksek nitelikli bir alışverişi içerir. Hayatın derinleşmeyen veya güzelliklerine odaklanmayan konuşmaları düşüncesiz ve gündelik sıradanlıkta kalabilir. Durumunuzu derinlemesine tahlil edin. Kişiliğiniz ve bilinçaltınız size ne yapmanız, nerede olmanız gerektiğine dair ipuçları verir, o çözümleri arayıp bulun. Sessiz zamanlara odaklanın, etrafta kimselerin olmadığı anlarda içinize dönüp bakın. Çözüm şu üç bileşeni dengelemekte yatabilir: ruh, beden, zihin.

The Sabian Oracle, Lynda Hill

Diğerleriyle ilişkimizdeki denkliği bularak kendi iç dengemizi de sağlamamız, görünenin altında yatanı kavramamız hepimizin yolunu açabilir.

Bir de belki gece dışarı çıkıp dünyamızı aydınlatacak dolun halindeki Ay’a çıplak gözlerimizle bakmak…