Oğlak’ta Satürn – Plüto Kavuşumu | 12 Ocak 2020

Bugün o gün. İki büyük nesil gezegeni 22 derece Oğlak’ta tam açıyla kavuşuyor. Seneye damgasını vuran en önemli gökyüzü olaylarından biri daha. Bu kavuşumun içinde Merkür de (iletişim ve haber gezegeni) var, Ceres de (annelik ve doğanın düzeninden sorumlu asteroid), Güneş de (kalp, ruh, benlik) var. Sanki peşpeşe fenomenlerle sıralanmış bu haftasonu yıllardır bekleyenlerin kırılıp yenilenmesi için işi hızlandırıyorlar. Ama nesillere yayılacak olayların etkisi bu kadar büyükken hız mümkün mü? Dönüşüm şipşak oluyor mu? Yıllar nesiller toplumlar sınırlar alıyor.

Kasım 2018’den beri Ay Düğümleri Yengeç-Oğlak aksında. Satürn de Aralık 2017’den beri Oğlak’ta.

Geçtiğimiz 1,5 seneden beri bu iki arketipin konularında çalışıyoruz. Annelik-babalık, ev-iş, aile-kariyer, iç dünya-dış dünya karşıtlıklarında başlangıç ve bitiş temalarıyla hayatımızı şekillendiriyoruz.

Yengeç dediğimiz zaman besleme, büyütme, şefkatle yaklaşma, kutsal dişilik ve annelik ekseni.

Oğlak dediğimizdeyse kurumlar, kurumsal yapılar, devlet ve iktidar sahipleri, hedeflerimiz, inşa ettiklerimiz, başarıya çevirdiklerimiz.

Öncelikle Aralık 2017’de Satürn Oğlak’a geçtiğinden beri her birimiz kendi iç ve dış inşaatlarımızla ilgili deliler gibi çalışıyoruz. Bu gündem o zamandan beri gündemimizde. Belki ev taşıdık, belki ofis taşıdık, belki ülkeden taşındık ya da ülkeye geri döndük. Çalıştığımız yerlerde, aile ilişkilerimizde, evliliğimizde yeniden ele almak, yapılandırmak gereken yerlere el attık, çalışmayan yerleri eledik, belki ayrılıklar yaşadık belki yeni bir kenetlenmenin yolunu çizdik. Hem kendi hayatımızdaki anne ve baba figürleriyle, hem de içimizdeki anne-babayla ihtiyaçlar ve görevler ekseninde hareket ettik.

Bir yandan devlet yapılarında, yönetimlerdeki yolsuzluklara, çürümelere, yıkımlara tanık olduk oluyoruz. Kimin gerçek olup kimin olmadığını, kimin lider kimin kof olduğunu gördük. Kendi içimizdeki otoriteyle de dışarıda otorite bildiklerimizle de ilgili hem bireysel hem de kollektif sınavlar verdik.

Kötücül ataerkil yapıya karşı bastırılmış dişinin haykırışına şahit olurken bir yandan daha da şiddetlenen, sertleşen erilliğin kendini ölümüne ifadesini liderlerde de, kocalarda da, patronlarda da, sevgililerde de gördük.

İşte şimdi bu güç, kontrol, otoriteye karşı birlik, kabile olmak, şefkatle yaklaşarak tamamlanmak karşıtlığının son yılındayız. Bir kırılma noktası, bir eşik, geri dönüşü olmayan bir tünelin sonu.

Satürn Plüto kavuşumu da noktayı koyacak esas güç gibi keskinleşyor.

Hatırlayalım, Satürn neyi Plüto neyi temsil ediyor?

Satürn sınavlar, kurallar, yapılar, otorite, devlet, korku, baskı, zaman, başöğretmen.

Plüto dönüşüm, gizli güç, güç savaşları, manipülasyonlar, tabular, derin devlet, mafya, yeraltı kaynakları, petrol.

Bu iki gezegen ancak 33 ila 38 yılda bir kavuşuyor (sebebi Plüto’nun eliptik yörüngesinden kaynaklı). Böyle bir kavuşumla dünyadaki güç dengelerinin değişeceği bir dinamikten bahsediyoruz. Bu illa göz önünde olmak zorunda değil, ama gözlerimiz kapalı değil, açık mı açık! Plüto’yla kapalı kapılar ardında dönen ve gizli saklı yürütülen işler de olabilir, ya da gücü esas kimin elinde tuttuğuna şahit olabiliriz.

Psikolojik anlamda ve bireysele yansımasına baktığımızda kimin gerçek etkiyi gösterecek bir pozisyonda olduğunu ve gerçek kaynaklarını kimin elinde elinde tuttuğunu daha iyi anlayabileceğimiz zamanlar diyebiliriz. Örneğin süper güç Amerika’nın başkanı Trump ve üstünde oturduğu emlak mirasıyla 16 yaşındaki iklim aktivisiti Greta Thunberg’in topladığı kitlesel gücü düşünelim. Güç dengelerinin karşıtlığı, hangisinin nasıl bir gücü elinde tuttuğunu düşünerek yükselen ve inen değer sistemini değerlendirelim. (Greta da bir Oğlak. Şu anda Oğlak’ta bulunan gezegen yığılımıyla yükselişi ve geri dönmemek üzere bir ayaklanmayı başlatması boşuna değil)

Hepimizin yeterliliği sınavdan geçiyor, ama özellikle elinde gücü, iktidarı bulunduranların etik ahlak ve bütünlük babında esneklikleri, yapabilecekleri test ediliyor. Gücü elinde tutanlar değişiyor. Mesele bu değişim ve dönüşüm dinamiğinde gidenlerin ne kadarına mal olacağı. Güç savaşı bundan ibaret. Direnmek ve daha fazla baskı uygulamak, sertleşmek, güç kullanımını ve kaynağı artırmak mı yoksa bilinçli ve somut bir şekilde birleştirici, kapsayıcı, besleyici bir tavırla yeni bir yükselişin tırmanışı mı? Bunlar somut şeyler gibi düşünebiliriz, ama sadece değil. Bilgi de güçtür, manevi yeterlik de güçtür. Biz gücü nerede buluyoruz ve neredeki gücümüzü yeniden yapılandırmanın sorumluluğunu alıyoruz?

Bu döngü gücü kullanmakla ilgili olunca karşımıza gücü kötüye kullanma örnekleri de geliyor. Ahlaki değerleri yok sayma, küresel değerleri kendi açgözlülüğünü gidermek için kullanma.

Haritasında bu vurgu olanlar güç ve kaynak timsali olabilirler ve hayat yolculuğunda bunu ne yönde kullanacakları genellikle test edilir.

Bu temanın yakın tarihte hangi zamanlarda olduğuna bakarsak;

5 Ekim 1914 2 derece Yengeç – 1. Dünya Savaşı

11 Ağustos 1947 13 derece Aslan – 2. Dünya Savaşı sonrası ve ABD-SSCB kutupsallığının yerleşmesi, İsrail’in kuruluşu ve Ortadoğu dinamikleri

8 Kasım 1982 27 derece Terazi – Soğuk Savaş dönemi. Reagan, Thatcher zamanları. Michael Jackson Thriller albümünü çıkardı. Yaşayan ölüleri resmeden korku dolu bir müzik.

Bu seneki tutulmalar 2001 döneminin konularını gündeme getiriyor.

2001’e dair 2 önemli gösterge – Türkiyede ekonomik kriz ve Abd’de 11 Eylül.

2001 senesinde Plüto ve Satürn karşıt açı yapıyorlardı. Soğuk Savaş dönemiyle başlayan döngünün gerçek savaşa döndüğü bir kırılma yaşandı. İkizler-Yay aksında olunca din, inanç ve karşıt görüşlerden çatışmaları geri dönüşü olmayan bir yıkımla izledik.

Şimdi?

ABD İran’lı genarali vurdu. İran geri misilleme yaptı. Açlık sınırındaki insanlar intiharın eşiğindeler. Medyadaysa ekonomimizin çok iyi olduğuna dair beyanatlar var. Fakat neyin gerçek neyin yalan olduğunu görüyor, biliyoruz. Ve önümüzdeki 10 seneye yansımaları olacak bir kırılma döneminde olduğumuzu hissediyoruz. Küresel, ekonomik, çevresel, politik, sosyal, bireysel.

Bir yandan bu iki güçlü gezegenin birlikteliğinin olağanüstü doğa felaketlerine sebep olduğu (deprem, afet, volkanik patlamalar vs) da öngörülür. Hele bu kavuşumun içinde doğa anadan sorumlu Ceres de olunca. Avustralya’da bitmeyen yangınların iklim krizinin bir yansıması olduğunu biliyoruz. Endonezya’daki sel felaketlerini haberlerde duyuyoruz. Kriz sadece devletler yönetimlerde değil doğada, toprakta da. Oğlak toprak. Uranüs de Boğa’da doğayı yarıyor. Boğa eşittir doğa. Yeni bir doğa yaratmak ve bunun için kendi iç doğamıza bakmak, gerçeklerin ayırdında kalıp hedef odaklı çalışmamız gerekiyor.

Peki kendi hayatlarımızda bu köklü dönüşüm ve güç temalarını yaşıyoruz? Hepimizin hayatında çürümüş devlet yapısı gibi çalışan bir iş olabilir, ya da gücü bütüne değil kendi hayrına kullanmak için sistemi zorlayanlar çıkabilir. Parmağı karşıya uzatmayı bırakıp kendimize çevirirsek bizim de (bilinçli ya da farkında olmadan) bu tavırla yaklaştığımız, bırakmadığımız, gücü kaybetmemek uğruna daha da katılaşıp sertleştiğimiz davalarımız olabilir.

Haritamızda bu kavuşum nerede gerçekleşiyor? Oğlak’ta veya öncü burçlar Koç, Terazi, Yengeç’te vurgu veya gezegenlerimiz, yükselenimiz olsun olmasın, biz bizzat yaşamasak da çevremizde yaşayanların etkileri bize de yayılıyor, kollektiften hepimize bunun tozu damlası serpiliyor. Kişisel olarak son iki aydır çok fazla ölüm, kayıp, kriz, hastalık haberi alıyor, gidenleri toprağın (Oğlak) altına (Plüto) yolcu ediyorum. Bu kayıpların ardından oluşan boşluğu nasıl bir şefkatle, besleyicilikle, içinde yaşam olan kollektif birleştiricilikle (Yengeç) yeniden inşa edeceğiz düşünüyorum, adımlar atmanın yollarını arıyorum. Bu yazıyı yazmak bile (kavuşumun içinde Merkür de var, yazmak konuşmak kolay değil, ama olacaksa derinden ve gerçek olacak) bir kanal.

Yükselen burçlarınıza göre Satürn-Plüto kavuşumu hangi yaşam alanınıza düşüyorsa orada somut bir kırılma ve bir yeni, köklü yola çıkış gibi düşünelim, nasıl bir yeni başlangıcı inşa edeceğimizin gerçekliğini kendimize verip dışarı dönelim.

Yükselen Koç: İş, kariyer, toplumsal imaj ve çağrı

Yükselen Boğa: Uzak diyarlar, yabancı kültürler, inançlar, kanunlar, üniversite ve yayıncılık

Yükselen İkizler: Ortak (başkalarının) kaynaklar(ı), vergiler, krizler, kayıplar, miras, intim ilişkiler

Yükselen Yengeç: İkili ilişkiler, evlilik, ortaklıklar, açık düşmanlar, danışmanlık aldıklarımız

Yükselen Aslan: Sağlık, günlük iş rutinleri, hizmet alıp verdiklerimiz, ikinci derce akrabalar

Yükselen Başak: Aşk, flört, yaratıcı sahne, çocuklar, içimizdeki çocuk, risk ve kumar

Yükselen Terazi: Ev, iç dünya, aile, kökler, atalar, vatan, kişinin temel yapıtaşları

Yükselen Akrep: Temel (yeni) eğitim, mahalle, kardeşler, erken çocukluk dönemi arkadaşları

Yükselen Yay: Kişisel kaynaklar, maddi değerler (para, mal mülk), özdeğer, güvenlik

Yükselen Oğlak: Kimlik, imaj, kendini ortaya koyma şekli, dış görünüş

Yükselen Kova: Hastaneler, hapishaneler, inziva alanları, gizli düşmanlar

Yükselen Balık: Geleceğe dair projeler, gruplar, arkadaşlar, dernekler

Fabrika ayarlarına dönme zamanı.

SaPLcnj