Yeni Bir Kök: Yengeç’te Güneş Tutulması – 21 Haziran 2020

Bir esneklik ve değişim döneminde miyiz yoksa geçmişe bağlanıp kökleri sağlamlama mı? Cevap ne biri ne öteki, ama mesele tam da bu iki temanın içinden geçiyor. Yeni bir kökten güvenle bağlanmak için değişime uyumun kapısında durmak.

Önce mevsimsel değişim. 20 Haziran’ı 21 Haziran’a bağlayan geceyarısı Güneş değişken hava elementi İkizler’den çıkıp öncü su elementi Yengeç’e geçiyor. Yaz Gündönümü’yle beraber hem en uzun güne hem de yaz mevsimine adım atıyoruz. Zihinden duygulara, uyumdan başlangıçlara dönük bir yeni temas. Kutlu olsun.

Hemen ardından 21 Haziran sabah 09.41’de ise 0 derece Yengeç’te güçlü bir Güneş Tutulması gerçekleşiyor. Güçlü çünkü hem Yaz Gündönümü’yle eş zamanlı hem Yengeç burcunun giriş derecesi sıfır noktasında.

Yeni bir duygusal köklenme dönemindeyiz. Köklenmek aileyle, evle, yuva saydıklarımızla, ihtiyaçlarımızla ilgili. Geçmişe bizi bağlayanlarla şimdiden ileriye baktığımız noktanın arasında, tam sınırındayız. 0 dereceyle o yeni aile, yuva, kök, duygusal güvenlik alanına adım attık, ama etraf karanlık. Sanki bir cenin dokusundayız. Hamız. Safız. Bizi şimdiye dek sarmalayıp tutan kabın (ailemizin, evimizin, köklerimizin, bize duygusal olarak güven verenlerin) içine sığınmak, aşina olduğumuz alanda kalmak güvenli, ama bunun artık miyadını doldurduğunu da içsel huzursuzluğunu da hissediyoruz. Yeni bir ev, yeni bir aile, yeni bir yuva, yeni bir organik kök oluşturmak için (fiziksel, duygusal, zihinsel) o karanlıkta sessizliği duymaya, bilinmeyen yeninin gelişine açık olmaya, yolda çıkacak değişim rüzgarları için hazırlanmaya ihtiyaç var. Biz bu ihtiyacın farkında mıyız?

Belki pek değil. Her şey sübjektif. Geriye giden gezegenlerin hepsi (Merkür, Venüs, Jüpiter, Satürn, Plüto ve iki gün sonra Neptün) geriye çekiyor, geçmişe bağlıyor,. Anılar, alışageldiğimiz yapışlar, oluşlar yeniden yeniden gündeme geliyor, hatıralar canlanıyor. Hem bu cenin pozisyonunda kalmak da tatlı ve güvenli, çünkü geçmişin bize annelik etmesi bizi hep o çocuk saflığı ve ihtiyaçlılığında tutuyor.

Halbuki zaman neye işaret ediyor?

Gemideki eski bayrağın indirilip yeni bayrağın direğe çekilmesi.*

Sabianlar tam da böyle diyor.

Kendimizin bir adım ötesinde olduğumuzu hissedemezsek mutsuz oluruz. Beklenebilecek her türlü kaçınılmaz olaya karşı sürekli hazırlanmak ve bu anlamda azmimizi devam ettirmek kararlılığımızı gösterir. Anahtar sözcük UYUM GÖSTERMEK’tir.

Hep emzirilmeyi bekleyen geçmişteki çocuk gibi mi kalmak, yoksa kendi kendimizi nasıl, nereden, hangi yol ve yöntemlerle, nasıl bir gelecek hayaliyle, hangi aidiyet hissi veren gruplar içinde duygusal olarak köklendirip o yeni yuvayı, kapsayıcı kabı oluşturmak, yetişkin bir anne gibi davranmak?

Her ne kadar geçmişin bu hayallerine çekilsek, kaçışlara bahaneler bulsak da, olgunlukla düşünüp karar almamız gerekenlerin stresini hissediyor, huzursuzluğunu taşıyoruz. Satürn tutulma derecesine tam bu stresli sağlık açısını yapıyor. Tüm bu duygusal ihtiyaç evreninde yarınlarımızı düşünerek yapılanmak, sınırları belirlemek, bir yetişkin pozisyonundan kararlar alıp ayarlamaları gündeme getirmek elzem. O ayarı yapmak, o değişiklikleri ele almak, geçmişin o geriye çeken yanlarını bırakıp gerçekçi olmak durumundayız. Gerçekçi olduğumuzda güvendeyiz, özgürleşebiliriz, mücadelemizi sonuca vardırabiliriz. Bunu yapmazsak bedenimiz bunun uyarısını verir ayarla diye..

Mars da rahat bırakmıyor, burç dışı bir kareyle o bildik, tanıdık kabuğunda saklı dünyamıza dürtüklemeler getiriyor, hangi ideale dönük kendimizi yola koşacak, bunun için mücadele edecek, hangi birlik nosyonu için (hangi aileyle, yuvayla, kökle, evrenle birleşmek) bu savaşa soyunacaksak o yola koyulalım diye.

Hem tutulmanın niteliği hem geri giden birçok gezegenin bu içe dönük, geçmişle bağlantılı yapısının yanında tutulma haritasının sadece bir yarısı dolu. Yarısı dolu yarısı boş bir bardak gibi. Bu da bizim her şeyi kendi içimizde halletme, kapalı kutu gibi davranma niteliğinde olduğumuzun bir başka işareti. 6. evden 11. eve uzanan bu dolu bardakta mesele sosyal ve toplumsal boyutta bir köklenme, aile olma, yuva hissini yaratmakla ilgili. O zaman çıkış demek ki boş tarafta. Ben dediğimiz, benim dediğimiz, ilk sözcükleri öğrenip ilettiğimiz, köklenip temellendiğimiz ve bunları artık dışa vurup sergilediğimiz yerlerde. Sıfır derecesi sıfır noktası gibi. En başa dönmek. Temele.

Tutulma Yengeç’te olsa bile onunla kavuşumdaki Kuzey Ay Düğümü İkizler’de. Önümüzdeki bir buçuk senenin karmik gelişim yolu artık bu. Yani şimdi bu köklenmenin yolunu yeniden, temelden öğrenmekle, sorular sorarak ve adeta bir çocuğun yeniyi öğrenme merakında kalarak, farklı bakış açılarını getirerek, zihinsel esneklik ve geçişkenlikle geçmişin dogmatik, mutlakiyetçi, dediğim dedik inanç, anlam ve tahakkümlerini bırakarak temellendirebiliriz.

Bugün liselere giriş sınavı yapılıyor, biz de kendi köklerimize dair bir nevi ilk ve ortaokul öğrenim dönemine dönüyoruz. Bu yaşa dek bir dolu şey öğrendik, tecrübeler edindik, üstüne anlamlar ekledik, vizyon geliştirdik (Güney Ay Düğümü Yay), ama hala bunlar geçerli mi? Yeniden temele, temel eğitime dönmenin eşiğindeyiz. Bu sıfır derece bebek, cenin, tohum bu. Yeni bir duygusal kök, yeni bir meraklı zihin.

Madem geçmiş bu kadar çağırıyor, son ipucu da 2001 yılı bu zamanlardan olsun. 2001 yılının tam da bu dönemlerinde hayatımızda ne gibi başlangıç ve bitiş temaları oluyordu, ne gibi köklenme ve yuvalanmalara girip, ne gibi yeni ve temel öğrenimlerde yer alıyorduk?

Erkek ya da kadın, hepimizin içindeki dişi kuşun hassasiyetiyle kendimize yeni bir kök temellendirirken içimizdeki meraklı çocuğun zihnini de yeniyi yeniden öğrenmeye açalım.

Yelkenler fora, yeni bayrağını çekmiş gemimiz artık yolda.

Ve artık diyelim mi?

Yaşasın yaz!

*Sabian Symbols in Astrology, Dr. Marc Edmund Jones

YengecGT